Bakterilerde keşfedilen İkozahedral mikrokompartmanların yapısı

 

Bu ikozahedral yapılar, bakterilerin çeşitli durumlarda kullandığı, özgün geometrik özelliklere sahip proteinlerden oluşur.

Birçok farklı bakteri türü, oldukça çeşitliliği fazla olan ve ardışık kimyasal reaksiyonların yapılmasını sağlayan küçük protein temelli kompartmanlar içerir. Enzim içeriğine bağlı olarak, bölmeler karbon fiksasyonu, enerji üretimi için bazı molekülleri parçalayabilen veya hücreleri stresli koşullardan koruyabilen proteinlerden oluşmaktadır.

Bu ikozahedral yapının bileşenleri; Bakteriyel mikrokompartmanların ana iskelet yapısı üç temel yapısal motifden oluşur ve bunların alt birimleri binlerce protein alt biriminden oluşmaktadır. Bu üç temel motif BMC-T, BMC-H ve BMV olarak adlandırılır.

BMC: Kompartmanların ana kabuk proteini iki ana formdan oluşur: bir hekzameri oluşturan BMC-H ve bir trimeri oluşturan BMC-T. Bu altıgen şekilli bileşenler, ikozahedronun 20 yüzden oluşan  ve substratların içeri girmesine ve dışarı çıkmasına izin veren merkezi bir gözenek sistemine sahiptir. BMC-H yapısındaki gözenekler küçüktür ve  yalnızca bir veya birkaç karbon atomdan oluşan moleküller izin verir. BMC-T gözenekleri ise daha büyük, muhtemelen daha büyük moleküllerin hareketi için daha büyüktür ve bunlar açılabilir veya kapatılabilir.  Dış kabuğu oluşturan motiflerin bazılarının, ikozahedron’un yüzlerinin kenarlarını oluşturmak için büküldüğü düşünülse de, bu konformasyonda hangi tip BMC proteini kullandığı hala net değil.

BMV pentamerik proteinler ise, ikosahedronun köşelerini oluşturur.

 KAYNAK

https://www.the-scientist.com/infographics/infographic–bacterial-microcompartments-basics-65136

 

ANTİBİYOTİK DİRENÇ PROBLEMİNDE YENİ BİR UMUT

 

Mikrobiyologlar tarafından yapılan tahminlere göre, antibiyotiğe dayanıklı süper bakterilerin, 2050 yılına kadar sadece Avrupa’da 1,3 milyon insanı öldürebilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle yeni antibiyotik üreten mikroorganizmaların keşfi insanın geleceği ve sağlığı bakımında önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sorunu “bugün küresel sağlık, gıda güvenliği ve kalkınma için en büyük tehditlerden biri” olarak tanımlamaktadır.

İrlanda da Bilim insanları, son yıllarda, geniş etkili antibiyotiklere de direnebilen,superbug  olarak adlandırılan bakterilerin üremesini  durdurabilen ve toprakta yaşayan yeni bir bakteri keşfettiler. Bu bakteri, MRSA da dahil olmak üzere antibiyotiklere dirençli altı süper topluluğun dördüne karşı etkili olan ve daha önce daha bilinmeyen bir bakteri suşu olan Streptomyces cinsinin yeni bir türü olduğu tanımlanmıştır. Streptomyces sp. Myrophorea. Yeni bakteri türü, Galler, Brezilya, Irak ve Kuzey İrlanda’dan gelen araştırmacılardan oluşan Swansea Üniversitesi Tıp Fakültesinde bulunan bir ekip tarafından keşfedildi. Bakterinin izole edildiği Toprak yapısı alkali olup, Kuzey İrlanda, Fermanagh bölgesinden alınmıştır.

WHO tarafından sağlıkla ilişkili enfeksiyonlardan sorumlu olarak tanımlanan ilk altı çok dirençli patojenin dördünün yeni keşfedilen Streptomyces sp. myrophorea tarafından büyümesinin durdurulduğu belirlendi. Bu bakterinin etkili olduğu gruplar, Vankomisine dirençli Enterococcus faecium (VRE), metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA), Klebsiella pneumonia ve Carbenepenem’e dirençli  Acinetobacter baumanii.

Yeni keşfedilen Streptomyces sp. myrophorea hem gram negatif ve hem de gram pozitif bakteri karşı etki göstermiştir. Özellikle gram negatiflere etki göstermesi ayrıca önemlidir. Çünkü genellikle gram negatif bakteriler dış membranları nedeniyle antibiyotiklere karşı daha da dirençlidir. İnhibisyona sebep olan etken madde henüz tanımlanmamıştır fakat bu çalışma devam etmektedir.

Çalışma Swansea University’inde yapılmıştır.

Kaynak: https://sciencebulletin.org/

İlgili Makale: Luciana Terra, Paul J. Dyson, Matthew D. Hitchings, Liam Thomas, Alyaa Abdelhameed, Ibrahim M. Banat, Salvatore A. Gazze, Dušica Vujaklija, Paul D. Facey, Lewis W. Francis, Gerry A. Quinn. A Novel Alkaliphilic Streptomyces Inhibits ESKAPE Pathogens. Frontiers in Microbiology (2018). DOI: 10.3389/fmicb.2018.02458

Batı Afrika’da Öldürücü Ebola Virüsü ile Aynı Aileden Olan Marburg Virüsü Tesbit Edildi..

Bats in Sierra Leone Carry Marburg Virus

          Bilim insanları  Batı Afrika ülkesi Sierra Leone’nin üç farklı bölgesindeki beş Mısır rous meyve yarasasınından (Rousettus aegyptiacus)  alınan örneklerde Ebola virüsu ile aynı aileden olan Marburg virüsunu ilk kez tespit ettiler. Bugüne kadar bu virüsun bu bölgede insanlarda enfeksiyona sebep olduğu henüz  görülmedi.  Fakat  son derece ölümcül olan bir Ebola  virüsunun akrabası olmaları insan sağlığı bakımından risk oluşturmaktadır. Uzun zamandır, Marburg virüsünü Afrika’nın diğer bölgelerinde yaşayan  yarasaların Batı Afrika’da da yaşadığını biliniyordu. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nden (CDC) bir ekip yöneten ekolojist Jonathan Towner yapmış olduğu bir yazısında, bu virusun Batı Afrikada yayılış gösterdiğini bilinmekte olduğunu, bu yarasalarda da bulunmasına fazla şaşırtıcı olmadığını bir yazısında rapor etti. Bu bilimsel bilgi, 2016’da Batı Afrika’da Ebola salgını sonrasında Sierra Leone’deki yarasaları örneklemeye başlayan Kaliforniya Üniversitesi Davis (UCD) liderliğindeki CDC ve PREDICT-USAID tarafından yapılan izleme programında belirlenmiştir. Marburg virüsunun genetik dizilimi yapılan Yarasaların dördünde tesbit edilen virüslere yakın olması, bu enfeksiyon ajanının Sierra Leone’de yıllardır bulunduğunu gösteren önemli bir bulgu olmuştur. Marburg virüsunun insanlarda sebep olduğu son salgın 2017’de Uganda’da gerçekleşmiştir.  CDC’ye göre, en büyük Marburg virüs salgını 2005’te Angola’da gerçekleşti ve bu hastalığa yakalanan 252 kişinin yüzde 90’ı öldü. Sierra Leone de yarasalarındaki tesbit edilen yeni viral suşların ikisi Angola suşuna benzemektedir. Bu nedenle Ebola’ya benzer salgınlar yapması kuvvetle muhtemeldir. 

Dec 31, 2018 KERRY GRENS
© ISTOCK.COM, HENDRA SU