Delaying a COVID vaccine’s second dose boosts immune response (Prof.Dr.Reşit Özkanca WEB)

Older people who waited 11–12 weeks for their second jab had higher peak antibody levels than did those who waited only 3 weeks.

An elderly man receives a dose of the Pfizer-BioNTech COVID-19 vaccine at El-Menzah sports hall in Tunisia's capital.
A man in Tunis receives a dose of the Pfizer–BioNTech vaccine for COVID-19. Credit: Jdidi Wassim/SOPA Images/LightRocket via Getty

Facing a limited vaccine supply, the United Kingdom embarked on a bold public-health experiment at the end of 2020: delaying second doses of COVID-19 vaccines in a bid to maximize the number of people who would be at least partially protected from hospitalization and death.

Now, a study suggests that delaying the second dose of the Pfizer–BioNTech mRNA vaccine could boost antibody responses after the second inoculation more than threefold in those older than 801.

It is the first direct study of how such a delay affects coronavirus antibody levels, and could inform vaccine scheduling decisions in other countries, the authors say. “This study further supports a growing body of evidence that the approach taken in the UK for delaying that second dose has really paid off,” Gayatri Amirthalingam, an epidemiologist at Public Health England in London and a co-author of the preprint, said during a press briefing.

Many COVID-19 vaccines are given in two doses: the first initiates an immune response, and the second, ‘booster’ shot strengthens it. Clinical trials of the three vaccines used in the United Kingdom generally featured a three- to four-week gap between doses.

But for some existing vaccines, a longer wait between first and second doses yields a stronger immune response. Delaying the COVID-19 booster shots could also expand partial immunity among a greater swathe of the population than could the shorter dosing schedule. On 30 December, the United Kingdom announced that it would delay the second dose by up to 12 weeks after the first.

To determine whether the delay paid off, Amirthalingam and her colleagues studied 175 vaccine recipients older than 80 who received their second dose of the Pfizer vaccine either 3 weeks or 11–12 weeks after the first dose. The team measured recipients’ levels of antibodies against the SARS-CoV-2 spike protein and assessed how immune cells called T cells, which can help to maintain antibody levels over time, responded to vaccination.

Peak antibody levels were 3.5 times higher in those who waited 12 weeks for their booster shot than were those in people who waited only 3 weeks. Peak T-cell response was lower in those with the extended interval. But this did not cause antibody levels to decline more quickly over the nine weeks after the booster shot.

The results are reassuring, but are specific to the Pfizer vaccine, which is not available in many low-to-middle income countries, says Alejandro Cravioto, chair of the World Health Organization’s Strategic Advisory Group of Experts on Immunization. Countries will need to consider whether the variants that are circulating in their particular region might raise infection risk after only one vaccine dose, he says.

For the United Kingdom, extending the interval between doses was clearly the right choice, but the country’s lockdown deserves part of the credit for that success, says Stephen Griffin, a virologist at the University of Leeds, UK. “People are theoretically vulnerable between their first and second jab,” he says. “What’s worked in the UK is maintaining restrictions at the same time as vaccinating.”

doi: https://doi.org/10.1038/d41586-021-01299-y

References

  1. 1.Parry, H. M. et al. Preprint at medRxiv https://doi.org/10.1101/2021.05.15.21257017 (2021).

Türkiye’de halen aktif olarak kullanılan aşılar güvenli mi? ( Prof.Dr.Reşit Özkanca WEB)

Ülkemizde bazı kişilerin aşı karşıtlığı ve temelsiz bilgilerle kafa karışıklığına sebep olması nedeniyle bu bilgiyi vermek istedim. Ülkemizde halen kullanılan aşılar ile ilgili bilgiler aşağıda sunulmuştur.

TÜRKİYE’de  halen kullanılan aşılar;

Canlı zayıflatılmış aşılar hakkında genel bilgi

Zayıflatılımış veya inaktif aşılar konusunda bilim dünyası daha deneyimli olup, gelenekselleşmiş yöntemlerle üretilir. İlgili virus aktivitesi zayıflatılmış ve vücudumuzda hastalık yapamayacak düzeyde moleküler olarak zayıflatılmış olarak insana verilir. Virüs ya da bakterinin atenüe (zayıflatılmış) formudur. Sadece vücüttaki varlığı savunma sistemimizin aktif hale geçerek ilgili savunma moleküllerinin sentezlemesini tetiklerler. Sonrasında tüm yabancı partiküllere uygulanan yöntemle uzaklaştırılır ve etkisiz hale getirilir. BCG, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği, oral polio bunlara örnektir.

İnaktive aşılar: (Çin Sinovac Aşısı)

Etkenin tamamı ya da bir parçasından üretilmiş aşılardır. Bu aşılarda etkenin vücutta çoğalması mümkün değildir. Öldürülmüş virüs ihtiva etmelerinden dolayı ilk aşamada daha güvenli olduğu kabul edilir. Genellikle 2 doz veya gerekirse ikiden fazla doz ile  bağışıklık elde edilir. Bu aşılara örnek olarak virus esaslı olan hepatit A, polio, kuduz, grip aşıları ve bakteri esaslı boğmaca verilebilir.  Bu aşılara örnek ülkemizde kullanılan Çin  Sinovak  aşısı buna örnektir.

Zayıflatılmış Viral Vektör (Adenovirüs) Aşıları (Sputnik V Aşısı)

Bu Adenovirüs insanda normal şartlarda da enfeksiyona sebep olabilen ve grip benzeri semptomlar gösterebilen virüslerdir. Aşıların içindeki mikroorganizmalar canlıdır fakat, zayıflatıldıkları için insanlarda hastalık yapamazlar. Bu virus genomuna bir taşıyıcı gibi korona proteinleri de üretecek gerekli genetik kodlar eklenerek vücuda girmesi sağlanır. Bu sayede ilgili korona virüse ait proteinlere karşı savunma sistemimizin uyarılması temin edilir.  Sputnik-V ve Oxford/AstraZeneca aşıları bu gruba aittir.

Mesajcı RNA (mRNA) Aşıları (Biontech/Pfizer Aşısı)

mRNA hücrelerimizde DNA’dan gelen emirler doğrultusunda sentezlenen ve ribozomlar üzerinde istenen proteinlerin sentezlenmesini sağlanan kodları taşıyan bir moleküldür. Aşı uygulamasında Laboratuvarda yapay olarak üretilen mRNA’lar tıpkı kendi mRNA’larımız gibi çalışarak virüse karşı bizi uyarmayı amaçlamaktadır Ribozomlardaki işlemini sonlandıktan sonra oradan protein üretim merkezi olan ribozomlardan ayrılır ve hücre stoplazması içerisinde parçalanarak monomerlerine ayrılır yanı parçalanır. Vücudumuza giren her yabancı partiküle karşı (antijene) karşı, ilk etapta, bir antikor üretilerek cevap  verilir ve tehlike bertaraf edilir.

Bu aşı sisteminde de virüsün tanınması ve bağışıklık sistemimizin aktif hale geçmesini sağlayacak proteinlerin hücreye dışarıdan verilen mRNA tarafından ürettirilmesini sağlayacak bir plan mevcuttur. Yine mRNA işini tamamlayıp hücrelerimize virüse ait antijenik molekülü ürettirdikten sonra ortadan kaldırılır. Memeli hücrelerinde mRNA ömürleri birkaç dakikadan günlere kadar uzanabilir. İnsanda 12-24 arasında mRNA ortadan kaldırıdığı literatürde geçmektedir. Yanı kalıcı değildir. Ayrıca hücrenin DNA’sının bulunduğu çekireğe geçmesi beklenmez. Biontech/Pfizer, Moderna aşıları bu gruba girmektedir.

Sonuç olarak Covid-19 ve varyantları nedeniyle kullanılan aşılar Dünya Sağlık Örgütü ve tüm dünyadaki saağlık kurlumları tarafından ve de aşıyı kullanmaya karar veren ülkeler tarafından her yönüyle incelenmektedir. Ülkemizde şu anda kullaanılan aşıların güveniği ile ilgili hiç bir problem yoktur. Aşıları etki mekanizmaları nedeniyle yan etkileri olabilmektedir fakat bu yan etkiler tolere edilebir ve normal grip olan insanın yaşadığı etkilere benzer etkilerdir. Fakat Covid-19 virüsü bazı bilemediğimiz nedenlerden dolayı çok sağlıklı bazı insanlarda bile öldürücü olabilmektedir. Bu alanın uzmanı bir kişi olarak aşı olmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Prof.Dr.Reşit ÖZKANCA

Reşit özkanca web Koronavirüs aşısı kısırlık yapar mı? Prof.Dr.Mehmet Ceyhan

Covid-19 aşılarına ilişkin bazı söylemlerin bilimsel dayanaktan uzak olduğunu bildiren Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, kamuoyunda aşının kısırlık yapabileceği yönündeki iddialara cevap verdi ve merak edilenleri yanıtladı.

05 Haziran 2021 Cumartesi, 14:08

Türkiye’nin Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında başlattığı aşılama süreci hızla devam ediyor. Bu süreç, Covid-19 aşılarıyla ilgili pek çok soru ve cevabın kamuoyunda tartışılmasına neden oluyor.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ceyhan, aşıların uzun vadede çeşitli yan etkileri olabileceği yönündeki iddiaları ve Covid-19 aşılarıyla ilgili merak edilenleri,  değerlendirdi.

Geliştirilen tüm aşıların, uygulanan bölgede kızarıklık, sertleşme, şişme, vücutta ateş reaksiyonu, kırgınlık, kas ağrısı gibi en fazla 2-3 gün sürecek yan etkilerinin gözlemlenebildiğini aktaran Ceyhan, bunun dışında uzun süreli yan etkisinin olmasının mümkün olmadığını, çok küçük bir ihtimal dahi olsa bu durumda aşının insanlara uygulanamayacağını söyledi.

“BU YAN ETKİLER ASLA KABUL EDİLEMEZ”

Ceyhan, ilaçlardaki yan etkilerin belli ölçüde kabul edilebilir olduğunu ancak aşılarda, ilaçlardan farklı bir yaklaşımın benimsendiğini belirterek, şöyle konuştu:

“İlacı hastaya veriyorsunuz. Yani kişi zaten hasta ve o hastalıktan belli oranda zarar görecek. Dolayısıyla ilacın bazı zararlarını göze alıp, kişinin hastalığından daha az zararlıysa hastaya verebiliyorsunuz ancak aşıyı sağlıklı insanlara yapıyorsunuz. Hastalığı olmayan birini hasta edebilecek ufak bir yan etki ya da ölüme, kansere veya kısırlığa yol açabilecek bir yan etki aşılarda asla kabul edilemez. En küçük bir ihtimal dahi olsa bu aşının geliştirilip insanlara uygulanması mümkün değil.”

Tüm ülkelerin aşıların uygulanmasına karar veren danışma kurulları olduğunu ve aşıların bu kurullardan geçerek, çeşitli değerlendirmeler sonucunda vatandaşlara uygulandığını anlatan Ceyhan, “Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığında çok ciddi bir yan etki izleme sistemi vardır. Bunda en ufak bir yan etki gözlemlense bildirilir, değerlendirilir, onu takip eden bir de bilimsel kurul vardır. O kurul da aşıyla ilgili olabilecek yan etkiler neyse onu takip eder. Yani bu dinamik bir süreçtir.” dedi.

“DNA’YI DEĞİŞTİRME ŞANSI YOK”

Prof. Dr. Ceyhan, mRNA aşılarının uzun süreli yan etkileri olabileceği ve “DNA’yı değiştirebileceği” yönünde bazı iddiaların gündeme geldiğini ancak bunun mümkün olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu RNA çekirdeğin dışına çıkıyor. Sonra, şu anda aşıda kullanılan mRNA’ya dönüyor ve hücrenin içerisindeki protein sentez bölgesini uyarıyor. Daha sonra onun yapısına uygun şekilde protein sentezleniyor. Bu yeni bir teknoloji değil, yıllardan beri uygulanıyor. Zaten o yüzden aşı bu kadar kısa şekilde geliştirildi. Bu RNA, vücutta en fazla 3 gün kalabiliyor, daha sonra vücuttan atılıyor. Hatta bu yüzden kansere karşı geliştirilen aşıda başarılı olunamadı, vücutta çok kısa süre kalabildiği için o süre, o proteini geliştirmek için yetmedi. Şimdi burada bir virüs, enfeksiyon söz konusu olduğu için burada uygulanabiliyor. Ayrıca hücrenin içine girmediği için gidip DNA’yı değiştirme şansı yok. Yani uzun süreli yan etkisi olacağı yönündeki iddialar tamamen bilimsel dayanaktan uzak.”

BİLİMSEL DAYANAKTAN YOKSUN

SinoVac’ın ise ölü bir aşı olduğuna işaret eden Ceyhan, bu nedenle kısa süreli yan etkilerinin daha az gözlemlenebildiğini ve etkisinin de daha düşük olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, kamuoyunda aşının kısırlık yapabileceği yönünde de bazı iddialar dolaştığına yine bunun da bilimsel dayanaktan tamamen yoksun olduğuna dikkati çekerek, “Bir kişiyi aşıyla kısır yapabilseydiniz, çok yoğun doğum kontrolü uygulamak isteyen ülkeler var. Bu ülkeler, çocukluk dönemi aşılarına bunu verirdi ve çok rahat nüfus kontrolü sağlardı. Böyle bir şey hiçbir aşıda mümkün değil, o kadar kolay da değil.” diye konuştu.

VAKA SAYILARIMIZ HALA YÜKSEK

Aşı olmakta kararsız kalan kişilere aşı olmalarını tavsiye eden Ceyhan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Vaka sayılarımız hala yüksek. Herkesin kendisini koruması lazım. Bir de yüzde 70-75 aşılamaya ulaşırsak salgın bitecek zaten. BioNTech biraz daha bağışıklığı artırıyor deniliyor ama çok da uzun süre korunmamız gerekmeyebilir. Yani üçüncü dozdan falan bahsediliyor ama onun gerekip gerekmediği daha belli değil. Bunu, birkaç ay sonra daha rahat konuşuruz. Onun için herkes hangi aşıyı buluyorsa bir an önce onu olsun.”

Sayın hocamın fikirlerine %100 katılıyorum. Aşı olma konusunda tereddüte yer yok.

Prof.Dr.Reşit ÖZKANCA